Reklam Engelleyici Kapatiniz
Engelleyiciyi kapattim!
Formeform Beslenme ve Diyet Danışmanlığı

WİLSON HASTALIĞI

FormeForm Makaleler

WİLSON HASTALIĞI

Bugün sizlere Wilson hastalığı hakkında bilgi vereceğim. Bu konuya değinmemin sebebi bir danışanımda daha geçen hafta Wilson tanısı almış olmamız. Ne kadar konuya hakim olsak da hasta 6 yaşında olunca tabi ki endişe büyük oluyor. Aile düşünüyor hayat boyu nasıl olacak, çocuğum neler yiyebilecek, tahribatı büyük mü olacak. Endişelerinizi bir kenara bırakın ve çocuğunuza sağlıklı yaşama merhaba dedirtin. Multidisipliner bir çalışmayla hasta yaşam kalitesini bozmadan normal bir yaşama devam edebilir.
Wilson hastalığı, insan genomunda 13.kromozomda bulunan ATPB7 geninde defekt sonucu ortaya çıkan; bakırın karaciğerden safraya atılmasındaki mekanizmaların yetersizliği sonucunda vücutta bakır birikimine bağlı bulgularla kendini gösteren otozomal resesif geçişli bir hastalıktır. Resesif özellikte mutasyona uğramış genlerin bir bireyde etkin olabilmesi anne ve babanın kromozomlarında mutasyona uğramış genlerin taşıyıcı nitelikte var olmasına bağlıdır. Hastalığın ortaya çıkması için hasta genin hem anneden hem de babadan alınması gereklidir. Sadece geni taşıyan bireyler hastalığı göstermeyebilir ya da sadece birkaç bulgusunu gösterebilir. Hastalık özellikle akraba evliliğinin sık görüldüğü ülkelerde yaygındır. Ailede Wilson hastalığının bulunması bu hastalık için gösterilmiş olan tek risk faktörüdür.
Wilson hastalığının belirtileri genellikle 4-20 yaşları arasında görülmektedir. Hastaların büyük bir kısmı karaciğer hastalıklarından ve bununla alakalı bulgularından dolayı doktora başvurur ve küçük yaşlarda konulan tanı hastalık için kolaylaştırıcı sonuçlar doğurmaktadır.
Karaciğerde bakır birikim durumuna göre bulgular değişmektedir. Bakır birikimi yükseldikçe görülen hastalık bulguları çoğalmakta ve sıkıntılar artmaktadır. Görülen bazı bulgular sarılık, karında şişlik, halsizlik, çabuk yorulma, bulantıdır. Birikim arttıkça siroz görülme ihtimali yükselmektedir. 
Bakır karaciğer dışında beyinde de birikim gösterebilmektedir. Beyinde birikimin olduğu bulgular depresyon, davranış bozukluğu, okul başarısında düşme şeklindedir. Gözlerde birikim olduğunu ise  göz bebeği çevresinde görülen yeşil-kahverengi renkte bir halka ile anlayabiliriz.
Hastalık çocuklarda görüldüğünde ve erken teşhis konulduğunda tahribat büyük olmamakla birlikte karaciğer problemleriyle kendini gösterir. Genç ve erişkinlerde ise nörolojik problemler daha çok yaygındır.
WİLSON HASTALIĞININ DİYET TEDAVİSİ NASIL OLMALIDIR?
Wilson hastalığında biz genellikle bakırdan fakir beslenme tedavisi uygulamaktayız. Hastanın antropometrik ölçülerine ve kimyasal bulgularına göre sağlıklı beslenme tedavisinin yanında bazı besinlerde kısıtlama yoluna gidiyoruz. Bakırı fazla içeren besinlerde kısıtlama ile birlikte günlük yaşamını aksatacak yada herhangi bir özel uygulamada bulunmuyoruz.
Bu diyette tüketilmesine sınır getirdiğimiz besinler;

  • Organ etleri
  • Kabuklu deniz ürünleri
  • Yağlı tohumlar(ceviz,fındık)
  • Pekmez
  • Kakao ve çikolata
  • Kurutulmuş meyve sebzeler

KATEGORİDEKİ DİĞER MAKALELER

Kronik yorgunluk semptomu nedir ?

Çevremizdeki pek çok kişiden  duyuyoruz genelde  halsiz , bitkin oluşlarını  , sabahları yataktan kalkmak istemeyişlerini  ve ne kadar dinlenselerde yorgunluk  hissinin geçmediğini  ... Peki bu durum , durumun belirtileri yada engellemek için  yapilmasi gerekenler nelerdir ? 
Kronik yorgunluk semptomları şunlardır ;
•Halsizlik, kas ve eklemlerde ağrı, uykusuzluk, stresle baş etmede zorlanma, kronik baş ağrısı, bazı yiyeceklere kokulara hassasiyet, ruh halinde ani değişimler, depresyona eğilim.
Bunlardan bir yada daha fazlasını yaşıyorsanız bi şüphelenelim  Peki bu sendromun tedavisi için  neler yapmalıyız  ? Kesin bir tedavi  geliştirilmemiş olan bu sendroma DOĞRU  BESLENME  VE BAĞIŞIKLIK SISTEMİMİZİ doğru  çalıştırmakla tedavi edebiliriz.  Bilim insanları milyonlarca insanı  etkileyen kronik yorgunluk  sendromuna neden olan mekanizmaları  anlamaya çalışırken sorunun arkasında bağışıklık sistemi ve hücrelerin  enerji üretiminden sorumlu olan nitokondrilerin fonksiyonlardaki bir problemden olduğunu  düşünüyor. O zaman biz sağlıklı  beslenerek tüm  sorunlara engel olabiliriz. Sağlıklı  beslenmeyi bir kaç  maddede toparlayalım.
▪Günlük  enerji dengemizi sağlamalıyız.
▪Karbonhidrat, protein ve yağ dengesini sağlamalıyız
▪Gluten ağırlıklı beslenmemeliyiz.
▪Az az sık sık beslenmeliyiz.
▪Ara öğünleri  es geçmemeliyiz.
▪Bol su tüketmeliyiz.
▪Sporu , fiziksel aktiviteyi  artırmalıyız .
▪Kafein tüketimine  dikkat etmeliyiz.
 Probiyotik tüketimini  artırmalıyız.

DEVAMI

Kestane

Kış aylarına gelindiğinde hemen hemen her evde pişen ve lezzeti ile çok sevilen kestane, sert kabuklu meyveler ailesinden olmasına rağmen yağ içeriği oldukça düşüktür. Eski nesillerden beri kestane insanların karbonhidrat kaynağı olmuştur. A ve C vitamini açısından zengin olan kestanenin 100 gramında 50 mg C vitamini bulunmaktadır.
Kestanelerin; meyve, şekerleme ve kereste olarak kullanımının yanı sıra, yaprak ve çiçekleri ilaç ve kozmetik sanayinde kullanılmaktadır.
En çok taze olarak, haşlanarak ya da kebabı yapılarak tüketilen kestanenin şekerlemesi de yapılır. Besleyici ve kalori değeri yüksek bir besin olan kestane B1, B2 ve C vitaminleri açısından oldukça zengindir. Ayrıca potasyum, fosfor, magnezyum, klor, kalsiyum, demir, sodyum minerallerini de içermektedir.
Özelikle kolesterol hastalarının kestaneyi düzenli bir şekilde tüketmesi gerekmektedir. Kestanenin kolesterol düşürücü etkisi bulunmaktadır.
Şiddetli ishal şikâyetleri olan kişilerin kestaneyi diyetlerinde kesinlikle kullanması gerekmektedir.
Kestane taze olarak yenebileceği gibi haşlanarak ve kebap yapılarak da yenebilir.
Bütün bu yararları yanında kestane, yüksek tansiyon, damar sertliği şikâyeti, şeker hastalarının ve böbrek hastalarının dikkat etmesi gereken bir besindir.
100 gram kestane yaklaşık 180 kkal civarındadır. 40 gram yani 4 küçük boy kestane 1 dilim ekmeğe bedel olup tüketirken dikkat edilmelidir.
Bunun yanı sıra kestane posa açısından da zengin bir besindir. 100 gram kestane yaklaşık olarak 8-10 gram posa içermektedir.
Tabi ki kestanenin kabuğunu soymak ayrı bir zorluktur. Bunun için kestaneleri bıçak yardımı ile çizip yaklaşık 1 saat kadar soğuk suda bekletelim. Hatta beklerken içerisine 1 tatlı kaşığı pekmez atarsanız piştiğinde daha lezzetli olarak tüketebilirsiniz. İsterseniz fırında veya ocak üstünde kavurarak, isterseniz de haşlama usulü ile hazırlayabilirsiniz.
Tüketim miktarına dikkat ederek kestaneyi sofralarımızdan eksik etmeyelim.  

Saygılarımla
Metin ÖZTÜRK
Formeform Beslenme ve Diyet Danışmanlık Merkezi

DEVAMI

Nar
01 2017, 16:57

Etkinlik Takvimi

Foto Galeri

  • Formeform Ekibi
  • Diyet Merkezimiz
  • Açılış Resimleri

Videolar